Selam …. ???

 

Enver dedenin (siteyi takip edenler artık tanıyor sanırım, dedemin babası) yaşadığı mahallede;  üstü başı perişan, sakalları birbirine karışmış, mahalleli tarafından “sarhoş” olarak bilinen biri varmış…

Enver dede bir gün evine giderken, onunla karşılaşmış ve yanından geçerken ona selam (selamun aleykum) vermiş…

Sarhoş, önce bir şaşırıp duraksamış, sonra da Enver dedenin eline yapışmış… “Ver amca elini öpeyim”

Tabi Enver dede şokta… Anlayamamış ne olduğunu…

“aman evladım, Yapma evladım” dese  de faydasız… Kimseye elini öptürmeyi sevmezmiş zaten… Ama karşı taraf kararlı…

Sonra Sarhoş: “Bak amca, senelerdir burada yaşarım… daha bir  Allahın kulu beni adam yerine koyupta selam vermedi… Haklılar da… Sarhoş gezdiğim çoktur… Ama bilir misin, ben sabahlara kadar her gece Rabbime ağlayarak dua ediyorum beni affetmesi için… Bazen yastığım gözyaşlarımdan sırılsıklam oluyor… Ne yapayım ki bırakamıyorum içmeyi…”

Enver dede bu sözler karşısında duygulanmış, hüzünlenmiş…

“Evlad” demiş içtenlikle…”bırak da ben senin elini öpeyim… senin gözyaşları içinde Allaha sığınıp tövbe ettiğin gecelerde, ben derin uykudayım”…

Dedem, bazı insanların arkasından “şundan adam olmaz, bundan hayır mı gelir” diye söylendiğimde,  “kimin ne olduğunu bilemezsin” diye beni ikaz eder, babasının yaşadığı bu hikayeyi anlatırdı…

Evet zaman çok tehlikeli ve artık birbirimize “sarhoş” olmasak bile selam vermekten korkar olduk… Ama bu korkuların gelişmesine sebep de, çok önceden “selamı bırakmamız” değil mi?

Ne yazık ki komşunun öldüğünün bile, “gelen kokudan” anlaşıldığı zamanları yaşıyoruz…

Hem misafir ağırlamak istemiyoruz, hem de yalnız ölmek istemiyoruz… Nasıl olacak!

Eski filmlerdeki gibi mahalle olmayı, ya da yazın bir evde demlenen çayın komşularla çekirdek çıtlatarak geçirildiği zamanları siz de benim gibi özlüyor musunuz?

Mahallelinin birbirlerinin derdiyle dertlendikleri, hatta el birliği ile kız evlendirdikleri, ama asla komşularının mutsuzluklarından kendilerine mutluluk çıkarmadıkları dostlukları aramıyor musunuz?

“Bugün dışarıda işim var, okul çıkışına yetişemezsem çocuğumu sen karşılar mısın” diyebileceğiniz, güvenebileceğiniz komşunuz bugün de var mı?

“Selamı” sabahı kesince, ister istemez birbimizi sevemez olduk…

Bu gece anladım… Eski Türk filmlerini izlemek bünyeme zarar veriyor… Oradaki mahalle kültürünü izledikten sonra, kendi mahalleme adapte sorunu yaşıyorum…

Yazınca ferahlarım belki diyordum ama, bu da rahatlatmadı içimi…

Şimdi kanal değiştirmekten de korkuyorum… Bu duygusallığın üstüne maazallah bir belgesel çıkar karşıma, şansıma birde karıncalar anlatılır…

Sonra onların birbirlerinin yanından geçerken, illa ki kafalarını birbirlerine değdirmelerini,  insanoğluna “selam” dersi sayarım falan…

En iyisi uyumak… Başucu kitabımdan da, (hayatıma geçiremediğim her konuda olduğu gibi) payıma mutsuzluk düşeceğini biliyorum çünkü…

Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
(NİSA SURESİ / 86)

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: “Sen mü’min değilsin” demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
(NİSA SURESİ / 94)

Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
(NUR SURESİ / 27)

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.
(FURKAN SURESİ / 63)

Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak birbirinize selam verin. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklar, umulur ki aklınızı kullanırsınız.
(NUR SURESİ / 61)

İman edip salih amellerde bulunanlar, Rablerinin izniyle altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri: “Selam“dır.
(İBRAHİM SURESİ / 23)

Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.”
(EN’AM SURESİ / 54)

Bu yazı Dini Meseleler, Yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Selam …. ??? için 2 cevap

  1. Meryem der ki:

    selamün aleyküm
    diyerek sitenize geldim o zaman, girişi böyle yapalım 🙂
    Birde gülen yüz koydum yani tebessüm eder geldim ki,
    Yani bu selamla diyorumki bizden size zarar gelmez,
    esenlik barış huzur üzerinize olsun diyorum.
    İnsanlar arasında selamı yaymak yani huzuru,barışı,
    esenliği mutluluğu yaymak anlamlarına da geliyor olmalı.
    Selama,tebessüme bile önem verip teşvik eden, insana
    kıymet ve değer veren islamı daha iyi tanıyıp yaşayıp
    anlatmak gayesinde olan samimi insanlardan Allah razı
    olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.