Mısır Piramiti mi, “Yusuf Ambarı” mı?

 

Talha Uğurluel’in konuk olduğu,  “Öteki Gündem” programını inanın soluksuz izledim… Tekrarını  Habertürk’te vereceklerdir… Benim gibi Mısır tarihine meraklıysanız sakın kaçırmayın… Sıradanlıktan  uzak bir program izleyeceğinizi garanti ediyorum size…

Hatta imkanını bulursam,  yayını bilgisayarıma indirmeyi düşünüyorum… (yasal yolardan tabi)

Öylesine ilginç bilgiler paylaştı ki Talha Bey…

En çok etkilendiğim konulardan biri, piramitlerle ilgili anlattıkları oldu…

Mısır piramitlerine, Osmanlı dönemine ait kayıtlardaYusuf Ambarı” denildiğini biliyor muydunuz?

İngilizler, “piramit” diye adlandırdığı için biz bugün bu isimle biliyoruz… Peki neden Osmanlı, “Yusuf ambarı” diyordu?

Kur’an da geçen kıssayı bilirsiniz…

Yusuf suresi;

“46. (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi.

47. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.”

48. Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.”.

49. Sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki, o yılda insanlara (Allah tarafından) yardım olunacak ve o yılda (meyvesuyu ve yağ) sıkacaklar. “

Yusuf as, kralın gördüğü rüyayı, Allah’ın verdiği ilimle tasvir ediyor… Ve Mısır’da kıtlık olacağını haber veriyor…

54. Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.

55. “Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim” dedi.

56. Ve böylece Yusuf’a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Ve güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.

Mısır piramitlerini araştıranlar bilirler… Piramitlerin içine konulan yiyecekler asla bozulmuyorlar…

Mısır medeniyeti büyük bir medeniyet…

Bu kadar büyük bir medeniyetin erzağını saklamak için,

uzun sürecek kıtlık yıllarınıda hesaba katarsak,

devasa büyüklükte yapıların olması, bunlarında yüksek mühendislik bilgisiyle yapılması gerekirdi…

Yoksa kıtlık yıllarında, Mısır’ın sıcağını da düşünürsek, yiyecekler nasıl saklanır?

Osmanlı lisanı ile “Yusuf ambarlarında”…

Bütün yetkilerin ve ilimlerin sahibi tabiki Allah…

Yaratılanlar, sadece onun izin verdiği ve öğrettiği kadar ilimden nasip alabilir… 56. ayette geçen” Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz” ifadesinin Elmalı tefsiri..

” Biz kime dilersek rahmetimizi yağdırırız. Dilediğimizi yaparız. Hiçbir şarta
bağlı olmayarak, sadece dilememizle istediğimizi dünyada veya ahirette veya her
ikisinde birden olağanüstü devletlere, nimetlere mazhar kılarız. Binaenaleyh bu
öyle bir rahmânî rahmettir ki, kulun kesbinin hiçbir müdahalesi olmayarak, sırf
ilâhî takdirin bir zorlaması ve cilvesi ile meydana gelir. Yusuf herşeyden önce
işte böyle bir ilâhî rahmete mazhar idi: Ona verilen ilim ve hikmet, nübüvvet ve
muvaffakiyet işte böyle sırf vehbî olan bir rahmet eseri idi.”http://www.kuranikerim.com/telmalili/yusuf.htm

Biz ne yazık ki, geçmiş medeniyetlerin tarihini,  bulunan kazılar üzerinden inceleyip anlamaya çalışıyoruz…

Oysa Kur’an da anlatılan kıssalara göre tarihi  yorumlasak, o zaman Mısır medeniyetinin, neden yiyeceklerin bozulmadığı yapılar yapma gereğini duyduğu konusunda fikir yürütebiliriz…

Piramitlerin mühendisliği firavunlarında aklını başından almış olacak ki,  sonraları ambarları taklit edip, mezar olarakta kullanmış olabilirler…

Canlı yayınlanan programda, konular anlatılırken o konunun resimleri de paylaşıldı…

Ve bu resimlerden bir tanesi, “tek tanrı inancına sahip” bir firavunun resmiydi… Talha bey, Yusuf as döneminde yaşayan kralın, Allah’a iman etmiş olabileceğini söyledi…

Bunların, birer ***yorum (tahminden ibaret) *** olduğunun altını çizmek isterim…

Tabi ki her şeyin en doğrusunu Allah bilir…

Bize düşen; Kur’an daki kıssaları okuyup, hissemizi almak… Genellikle piramitlerin nasıl yapıldığını merak ediyoruz … Oysa merak etmemiz gereken asıl soru şu…

Arkeolojik kalıntılarıyla keşfedebildiğimiz ve daha  nedenini-nasılını çözemediğimiz eserleri ile bize şaşkına çeviren bir çok medeniyete ne oldu?

109. Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

111. Andolsun onların (geçmiş peygamberler ve ümmetlerinin) kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır. (Bu Kur’an) uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir. Yusuf suresi

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Dini Meseleler, Yazılarım kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Mısır Piramiti mi, “Yusuf Ambarı” mı? için 2 cevap

  1. Mehmet AKYÜREK der ki:

    Program gerçekten ilginç idi. Yanlız bir noktanızı düzeltmek isterim. Talha bey orada bir hata yaptı. Tek Allaha inanan firavun AKHENATON’un Hz. Yusuf ile çağdaş olduğunu iddia etti. Fakat Akhenaton Piramitlerden 1250 sene sonra hüküm sürmüştür. Yani Akhenaton Hz. Yusufu tanımış olamaz , Eğer tanıdı ise Piramitler Hz.Yusuf AS den önce yapılmış demektir. Talha beyin anlattıkları gerçekten doğruluk payı taşıyor olmalı, Ancak bu konuda bir hata yapmıştır.

    • Merve der ki:

      Mehmet bey, benim takıldığım nokta da brıtısh museum da sergilenen, Musa as döneminde son anda kızıldeniz de secde eden firavun cesedinin II. Ramses olduğunu söylemesi oldu…Oysa bu konuda da farklı bulgular var…
      Bu kadar bilinen bir konuda, Talha bey kadar bilgili bir beyin, bir dayanağını olmadan bu şekilde konuşmayacağını düşünüyorum…

      O programda belki de sizinde dikkatinizi çekmiştir çok güzel ve önemli bir söz söyledi…
      yerin üstündekilerden memnun olmayanlar, yerin altını kazarlar” dedi… Örnek olarak ta istanbulu verdi…müslümanların izlerini görmek istemeyenler, alttan roma imparatorluğunu çıkarmak için yerin altını kazarlar 🙂

      mısır da, uzun bir süre ingiliz egemenliğinde kalmış… islamla örtüştüğü için, üstü örtülen tahrip edilen gerçekler var mı, bilmiyoruz…

      Bence, bize anlatılandan çok farklı bir “tarih” var… sanırım Talha bey le ikinci bir mısır programı yapılacaktır…Kendsine umarım bu sorular sorulur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.