Beş patlıcan denize düşse… çok güzel yazı.. hıncal uluç…

Deniz kenarında dolaşıyorsunuz. Birisi de eşofmanları giymiş koşuyor ve size çarpıyor.. Elinizdeki paket denize uçuyor.. İçinde beş patlıcan var. Eve götürmek için az önce marketten aldığınız.. Çırpınırsınız değil mi, o beş patlıcanı kurtarmak için.. Tiraji komik bile değil, çünkü hiç komik değil, hüngür hüngür ağlamamız gereken bir olayı okudum az önce.. Patlıcan değil, can.. Beş can!.. Göle düşmüşler, bindikleri bot devrilince.. İçinde buzlar yüzen göle.. Hani, dünyayı kurtarma reklamları var, sinemalarda, televizyonlarda.. Buzun üzerinde bir ayı.. Onun gibi, çıkmışlar buzun üzerine.. Cep telefonlarını açıp haber vermişler.. “Biz göldeki elektrik direğini tamir için yola çıkan Tedaş ekibiyiz. Botumuz battı.. Buzun üzerindeyiz. Bizi kurtarın..” Ve.. Ve.. O kutup ayısı, o beş patlıcan kadar kıymeti harbiyeleri olmadığı için, kimse gelmemiş onları kurtarmaya.. Sahilden cep telefonları ile hallerini çekmişler.. Buzun üzerinden kayıp göle düşmelerini.. Buza tutunmalarını.. Buz gibi soğukta artık tutacak halleri de kalmayınca, bir buçuk saat sonra, birer birer gözden kayboluşları.. O bir buçuk saati çeken cep telefonu değil de, Nuri Bilge Ceylan’ın kamerası olsaydı, tüm festivallerde birinci olan bir film çıkardı ortaya.. “Bir Zamanlar” değil.. “Bugün Anadolu!..” Ben de köşemde yazardım.. “Film güzel ama, senaryo inandırıcı değil..” Filmde olsa inanılmaz şeyi yaşadık Erzurum’da.. Her gün bir yerlerde yaşıyoruz ya.. Onlardan biri daha.. Çünkü burası, “Sorumsuzlar Ülkesi..” İnsanlar pisi pisine ölüyorlar.. Öldükleriyle de kalıyorlar. Bir, tek bir sorumlu çıkmıyor.. Ne siyasal sorumlu var, ne idari, ne de insani.. O zaman umursamazlık, o zaman adam sendecilik, o zaman “Bana ne”cilik devam ediyor. Yahu 21’inci asır.. Yahu beş can suya düştüğü anda, dünyanın haberi var. Yahu Türkiye geçen yıl yüzde 8.5 büyüyerek dünya hızında ikinci olmuş ülke.. Yahu Türkiye, Avrupa’yı perişan eden, Yunanistan, İspanya, İtalya’yı bitiren krize teğet geçen ekonomik bahar ülkesi.. Yahu Türkiye’de artık her türlü iletişim ve ulaşım olanağı mevcut.. Hani?. Efendim, bakan öyle demiş, vali böyle demiş, Tedaşçılar şöyle demiş.. Demiş, demiş de, bu beş canın sorumlusu kim?. Suya düşen beş patlıcan için koşup elimize çarpan koşucuyu yakalar, ödetirdik.. Patlıcanları ödetirdik.. Ya canları.. Bu ülkede bedeli ödenen bir can hatırlıyor musunuz örnek.. Pisi pisine gideriz.. Buzdaki bir ayıya acır, meydanlarda toplanır, mitingler yapar, afişler asar, filmler çeker insanlarımız.. Buzda kayıp giden Beş Can’ın hesabını soran çıkmaz!.. Çünkü bu ülkede her şey var, bir şey yok.. Anlasanıza.. Sorumlu yok.. Pardon.. İyi şeylerin sorumlusu çok da, kötülerin yok. Hiç yok.. Hiç olmadı.. Hiç olmayacak!..

—–

sizce şimdi bu duyarsızlığa sebep olan, göz yuman  insanları rabbim cehennemle cezalandırsa zalim mi olur? haşa… zalim olana gösterilecek merhamet , sadece onun zalimliğini arttırır… ne olur ey halkım… size yalvarıyorum… ister dinli, istr dinsiz… ne olursanız olun ama adaletsizliğe asla seyirci kalmayın…

bu durumu yaşayan Allah korusun bizlerde olabilirdik… sadece ahh lar vahh lar kurtarmaz bizi… bir yanlış mı gördünüz şikayet edin “bimer”e… en azından kul bilmese bile hak bilir…

Bu yazı Beğendiklerim kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.