Ateist, bir müslüman kadar ahlaklı olabilir mi?

 

Ateistleri çözen adam” yazı başlığı altında Değerli Turgut Çiftçi beyin bir yazısını paylaşmıştım. Şimdi onun çok güzel tespitleri olan bir başka yazısını daha paylaşacağım sizlerle…

Yazısının başlığı,

Bir ateist, ahlaki erdemlere bağlı bir Müslüman kadar erdemli olabilir mi?

Bu sorunun cevabı önemli..

Çünkü ateist site ve forumlarda, ateist ve deistlerin kendilerini şöyle tanımladıklarına şahit oluyoruz…

“Ne bir Hristiyanım, ne Yahudi ne de bunlara yakın Kabalacı,Sabetaycı vesaire. Başka birinin malına, canına, karısına kast etmemek için illa bir kitap olması gerekli değil… ”

Burada önemli bir ayrıntı var…

Bunu söyleyenler, Müslüman olan bir toplumda yetişmişler…

Ne demişti Turgut Çiftçi bey sitemde yayınladığım bir önceki yazısında;

Ateistler, Hıristiyanların egemen olduğu toplumlarda, kiliseye gitmeseler de Hıristiyanlar gibi,

Müslüman bilinen ülkelerde de, camiye gitmeseler de, tıpkı diğer Müslüman bilinen insanlar gibi yaşam sürerler.”

Ateist ve deistler; bugün başka birinin malına, canına kast etmiyor, bütün insanların değerli olduğunu düşünüyor iseler bunu islama borçlular…

Çünkü inandıkları inançlar sisteminde “insanın” böyle bir kıymeti yoktur…

Şöyle ki;

“ Irk üstünlüğü ve doğal seleksiyon konusundaki görüşleri dikkate alındığında Darwin’in,insan ırkının genetik olarak ıslah edilmesini savunan kuzeni Francis Galton‘un fikirlerini şevkle desteklemesi, şaşırtıcı değildir. Francis Galton, “evrimi kendi başına bırakmaktansa, sonuca daha kısa yoldan ve daha dertsiz ulaşmak için insanların sistemli bir şekilde üretilmesini”savunmuştu.

Darwin, kuzeninin bu önerisini “büyük bir fikir” olarak değerlendirmişti” yaklasansaat.com

Görüyorsunuz; Darwinizm, sağlıklı ve üstün bir ırk kurmak için insan ırkının ıslah edilmesi gerektiğini savunmuştur… Nasıl ıslah ediyorlardı?

Darwin, W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubu;
Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından istila edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıgelmişlerdi.

Şimdi ise bu çok saçma bir düşüncedir. Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından yok edileceğini görüyorum. (Francis Darwin, The Life ard Letters of Charles Darwin, cilt 1. New York D. Appleton and Company, 1888. Ss. 285—86)aksiyon.com.tr

Ateistlerin iddia ettikleri gibi olsaydı ( yani “tanrı” olmasaydı varsa bile bir kitap göndermemiş olsaydı ) Darwin’in felsefesinin yanlışlığı anlaşılabilir miydi?

Caner Taslaman, ahlak konusunu ele aldığı yazısında ateistlere bir soru sorar…

İnsanların çıkarları,arzuları ve tutkuları -kimi zaman- ahlaki gerekliliği yerine getirmemeye sebep olabilir. Örneğin yere düşen, içi para dolu bir cüzdanın, hiç kimsenin görmeyeceğinin garanti olduğu ve bu parayla hayatın sonuna kadar rahat yaşanabileceği bir durumda, “çalmayacaksın”ahlaki ilkesi gereğince alınmaması için, -Allah’ın varlığı yok kabul edildiğinde- herhangi bir “rasyonel temel” bulunamaz.

Bu anlayışı kabul edenler, ellerini yıkarken bakterileri öldürmeleriyle, suçsuz bir insanı öldürmeleri arasındaki fark gibi, çok temel bir ahlaki görüşü bile temellendiremezler.

Her şeyin tesadüflerle birbirinden evrimleştiği bir anlayış açısından, insan hayatını bakterilerden daha anlamlı kılacak “rasyonel temel”nedir?” Caner Taslaman

Caner beyin bu sorusuna karşılık ateistler;

“Yok artık, İnsan hayatının bir bakteriden daha anlamlı olduğunu düşünen bir ateist var mıdır ?” diyerek karşı bir soru geliştirebilirler…

Hitlerin kurmak istediği nazi Almanyasın da Yahudiler, üstün ırk oluşturmaya engel görüldüğü için yok edildiler… Hatta Alman olmalarına rağmen sakat doğan, akıl sağlığı eksik olan insanlar da bu amaç uğruna öldürülmüşlerdir…

Bir zaman beyazlar, zenciler için aynı muameleyi yaptılar…

Var mıydı Hitler’in bakış açısına göre Yahudilerin, bir bakteriden farkı ?

Ya da bir beyaza göre zencinin, bakteriden farkı…

Ama İslam; Irk, dil, din ayırt etmez… İnsan, insan olduğu için değerlidir…

Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığıolmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.” Maide suresi 32

Yazıma başlarken Turgut Çiftçi’nin yazısından bahsetmiştim…Bakalım “ ateist, bir Müslüman kadar erdemli olabilir mi?

İlahi kitap der ki: “Hak ve hakikat Rabbin kaynaklıdır.” (2Bakara, 147)

Kişi, aklını doğru işleterek dürüst, adaletli, sorumlu, sözüne bağlı, empati kuran, hoşgörülü vb. birtakım olumlu karakter özelliklerine sahip olmanın yanı sıra yalan, cana kıymak, çalmak, yetim hakkı yemek, alkolizm ve uyuşturucu batağına düşmek, tecavüz, haksızlık ve zulüm gibi birtakım hak hukuk dışı eylemlerin ne denli sakıncalı ve zararlı olduğunun farkına varabilir, bilebilir.

Ancak bencilliği, çıkarcılığı, doymazlığı, cimriliği, egoizmi, riyakârlığı gibi içgüdüsel istek ve eğilimleri onu eğer bulabildiyse yukarıdaki ahlaki ve evrensel değerlerden alıkoyabilir, onlar hakkında kuşkuya düşürebilir. Güç, makam, mevki, taraftar sahibi olunca/olmayınca bunları daha da güçlendirmek için dürüstlüğü ve çalmamayı enayilik olarak görebilir.

Şurası bilinmelidir ki Tanrıbilinci, salt Tanrı’nın varlığını kabul etmek değildir. O’nu yaratıcıolarak da görmek değildir. Nitekim peygamber karşıtları, Mekke oligarşisi,“Allah” kavramına, “peygamber” kavramına yabancı değillerdi. Tam tersine Allah’ın yaratıcı, yaşatıcı ve evreni yönetici olduğunu kabul ediyorlardı. (29/61)

Ancak güya Allah’a yaklaştıracak, aracılık edecek, koruyup kollayacak,şefaat edecek umuduyla başka ilahlar ediniyorlardı. (39/3). Bu kafa, müşrik (pagan politeist, çoktanrıcı) kafa idi.

O halde, Allah’ı yalnızca yaratıcı olarak kabul etmek düzeyinde kalıyor ise böyle bir Tanrı bilinci yetersiz olmaktadır.

Tanrı bilinci, Allah’a güvenmeyi ve ilahi kitaba (ilahi sözlere) bağlılığı getirir.

Bir ateist eğer ahlaki erdemleri önemsiyor, ciddiye alıyor ve bunları hayatının vazgeçilmezleri arasında görüyorsa, bunlardan ödün vermiyorsa, onun böylesi değerlere sahip bir yapıtı ve buna sahiplenen insanları görmezden gelmesini uzun vadede açıklayamayız.

Her dürüst insan kendisiyle en fazla ortak değerlere hangi düşünce veya inanç sistemi ya da kişiler sahip ise onlarla yakınlık duyar ve yakınlık kurar. Aksi takdirde kendisiyle çelişir.

Ancak ne yazık ki ateist akımların yoğun olarak görüldüğü gerek Türkçe gerekse de yabancı forumlarda bırakın ahlaki erdemleri sahiplenmelerini, alabildiğince ve yoğun biçimde Allah’a ve ilahi değerlere saygısız bir üslup kullandıklarına tanık olmaktayız.

Oysa ahlaki erdem, her şeyden önce muhataplarınıza, onların düşüncelerine ve inançlarına saygı göstermekten geçer.hakveadalet.com; Turgut Çiftçi

 

Bu yazı ATEİSTLERİN İDDİALARINA CEVAPLAR..., Dini Meseleler, Yazılarım kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ateist, bir müslüman kadar ahlaklı olabilir mi? için 7 cevap

  1. Fatih der ki:

    Peki bir sorum olacak öyleyse, japonya gibi %95’ı ateist olan bir toplumda insanların türkiye gibi %95’i müslüman olan ülkeye göre daha insancıl, daha mutlu, daha saygılı, daha onurlu ve suç oranının türkiyeden kat be kat düşük olmasını nasıl açıklardınız?

    Ciddi soruyorum yazınıza saldırı olarak almayın lütfen.

    • Merve der ki:

      Benim de bir sorum olacak…

      Çanakkale savaşında %95 i “müslüman” askerimizin;

      – çok ama çok az olan yiyeceklerini esirlerle paylaşacak kadar yardımsever ,
      – esirleri tedavi eden, yaralılar gemilere taşınırken ateş etmeyi sonlandıracak kadar insancıl ,
      – dayanılması çok zor olan ve yıllarca süren savaş şartlarında bile mutlu,
      – karşısında sayıca, araç gerek bakımından kat kat donanımlı ordulara karşı onurlu duruşunu
      – gösterdikleri azim, inanç, birlik ve beraberlik ile bütün dünyanın hayret ettiği ve “saygı” duyduğu bir mücadele göstermesini nasıl açıklardınız ?

      Ciddi soruyorum… Atalarınızı, ne kadar tanıyorsunuz ?

      2. http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/newsDetail_openPrintPage.action?newsId=3437

      3. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/mukaddime/article/view/5000070245
      4. japonyada intihar oranları, cinayet oranlarının 6 katıdır.

  2. Fatih der ki:

    Merhaba Merve hanım;

    Aslında demek istediğim şu benim. İnsanı ahlaklı, dürüst, onurlu vs vs yapan şey din yada inançsızlık değildir. Öyle olsa japonyada bu tip insanlar olmaz demek istemiştim. Aslında japonya sadece bir örnekti. Kanada, isveç vb. bir sürü ülke eklenebilir o kategoriye.

    Evet osmanlı askerlerine esir düşenlerin misafir gibi agırlanıp ülkelerine türk dostu olarak dönmeleri doğru, bu konuda osmanlı bizden çok daha ilerideydi haklısınız fakat bunuda bence müslümanlar olarak genellemeyin. Afrikada müslüman olmadığı için diri diri yakılan insanların videoları var internette, veya biraz daha gerilere dönelim arapların müslüman olmamalarını da geçtim farklı mezhepten diye kılıçtan geçirdiği toplumlar, savaşlar var. Bende genellemek istemiyorum aynı şeyi bütün dinler yapıyor aslında.

    Olay dinde değil bence toplumun ahlak ve gelenekleri daha etkili bireylerin ahlak seviyeleri üzerinde.

    Yani özetle “bence” bir insan inanmıyor diye “ahlaksız” olamaz, yada başka bir dine inanıyor diye “ahlaksız” olamaz. Aynı şekildede müslüman yada herhangi bir dine mensup diye “ahlaklı” sayılamaz.

    Saygılarımla..

    • Merve der ki:

      1. “Yani özetle “bence” bir insan inanmıyor diye “ahlaksız” olamaz, yada başka bir dine inanıyor diye “ahlaksız” olamaz. Aynı şekildede müslüman yada herhangi bir dine mensup diye “ahlaklı” sayılamaz.” demişsiniz…

      Size göre Ahlakın tanımı nedir Fatih bey ? Öncelikle bu tanımı yapın onun üzerinden ilerleyelim…

      2. “Olay dinde değil bence toplumun ahlak ve gelenekleri daha etkili” diyorsunuz…

      * Madem ki buna inanıyordunuz, ilk örneğinizde neden ülkelerin “geleneklerini” değilde “dini inancını” karşılaştırdınız ?

      * Gelenek nedir ? “Gelenek ve görenekler; bir toplumda, bir toplulukta çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkalıklardır.”

      siz ne diyordunuz “osmanlı askerlerine esir düşenlerin misafir gibi agırlanıp ülkelerine türk dostu olarak dönmeleri doğru, bu konuda osmanlı bizden çok daha ilerideydi”…
      Madem ki atalarımız bizden daha ileride idi

      O zaman neden şuan ki durumumuzu “atalarımızın gelenekleri” ile kıyaslamadınız da japon gelenekleri ile kıyasladınız? Neden “daha” onurlu, “daha” saygın olduğunu düşünüyorsunuz japon atalarının?

      Kırıcı konuşmak istemem ancak alt yapısı olmayan kulaktan dolma bilgiler ile konuşuyorsunuz.. Bunun sonucunda da sadece “iki paragrafla” kendinizle çelişir duruma düşüyorsunuz…

      saygılarımla…

  3. Fatih der ki:

    Valla öncelikle oturup sizin kadar saatlerce araştırma yapıp kaynak gösterecek kadar boş zamanım yok. Kulaktan dolma dediğiniz bilgiler sizin içinde geçerli. Buraya bir link atmanız o linkin içeriğindeki bilgileri size göre kanıtlar, bana göre kanıtlamaz. Buda bana göre kulaktan dolma bir bilgidir. Çünkü örnek verdiğiniz siteler tarafsız haber portalları değiller.

    Her nasılki Mısırdaki Ra inanışı, yada tibetteki Buda inanışı size saçma geliyorsa, sizin inanışınızda bir başkasına saçma gelebilir. Bunuda bir şekilde kabul etmeniz gerekmektedir.

    Siz japonya örneğim üzerinden gidiyorsunuz devamlı olarak, ben ise diğer yorumumda bu örnekleri çoğaltabileceiğimi belirtmiştim. Her toplumun kendine göre adet ve gelenekleri vardır ve bunları din belirlemez. Dinin etkili olduğu ve şekillendirdiği görülür ama şöylede düşünmelisiniz. Dinler hiç var olmasaydı gelenek ve görenekler olmaz mıydı ?

    Ayrıca ahlakın genel bir tanımı yoktur, size ahlaklı gelmeyen bazı durumlar başkalarının ahlak değerleri ile örtüşmeyebilir.

    Şuanki durumumuzu şuan yaşayan modern bir toplum ile kıyaslama gereği duydum çünkü yaşadığınız çağda bu tarz adet ve görenekleri devamlı olarak değiştirmekte.

    Ülkemiz üzerinden çok daha fazla örnekler vermek isterim fakat burada siyasete bağlamak istemiyorum konuyu 🙂

    “Evet osmanlı askerlerine esir düşenlerin misafir gibi agırlanıp ülkelerine türk dostu olarak dönmeleri doğru, bu konuda osmanlı bizden çok daha ilerideydi haklısınız fakat bunuda bence müslümanlar olarak genellemeyin. Afrikada müslüman olmadığı için diri diri yakılan insanların videoları var internette, veya biraz daha gerilere dönelim arapların müslüman olmamalarını da geçtim farklı mezhepten diye kılıçtan geçirdiği toplumlar, savaşlar var. Bende genellemek istemiyorum aynı şeyi bütün dinler yapıyor aslında.”

    Son olarak ise yukarıda yeniden yazdığım paragrafın sadece bir kısmını ele alıp o kısma cevap vermişsiniz diğer konulara değinme gereği duymamışsınız, nedeni nedir ?

    Saygılarımla..

  4. Merve der ki:

    1. “örnek verdiğiniz siteler tarafsız haber portalları değiller.”… demişsiniz…

    Linkleri açıp bak-ma-mışsınız bile…Çünkü verilen linklerdeki çalışmalar “akademisyenlerce” yapılan çalışmalardı… Texas üniversitesinden, Hacette üniversitesi sosyoloji bölümünden yayın paylaşıyorum sizinle siz bana tarafsız değiller diyorsunuz… Çok “bilimsel” bir bakış açısına sahipsiniz hakikaten…

    2. “Valla öncelikle oturup sizin kadar saatlerce araştırma yapıp kaynak gösterecek kadar boş zamanım yok.” demişsiniz…

    Biz şu anı konuşmuyoruz ki fatih bey… Sizin savunduğunuz bu fikirlere sahip olabilmeniz için gençliğinizden itibaren “okuduğunuz, doğru kabul ettiğiniz” kitaplarınız, bir bilgi arşiviniz olması gerekirdi.. Ben size bir soru sorduğumda da hemen o kaynak üzerinden soruma cevap verebilmeliydiniz.. Bunu diyemiyorsanız “sahip olduğunuzu bilginin temeli kulaktan dolma bilgilerden oluşuyor ” demektir…

    3. Hem şöyle diyorsunuz… “Ayrıca ahlakın genel bir tanımı yoktur, size ahlaklı gelmeyen bazı durumlar başkalarının ahlak değerleri ile örtüşmeyebilir. “
    Hem de şu videoyu paylaşarak ;

    “https://www.facebook.com/video.php?v=798936976831046&set=vb.163940083664075&type=3&video_source=pages_video_set

    iyi ile kötü arasındaki farkı bebekler bile biliyor diyorsunuz…

    Kendi yazdığınız cümleler ile kendi iddianızı çürütüyorsunuz…

    Sizin “ahlakın” tarifini, net bir şekilde yapan taraf olmanız gerekirdi…

    Ben zaten yazılarımda ateist ve deistlerin “evrensel ahlak” anlayışı ürete-me-melerinden, ahlak anlayışlarında Rasyonel bir temellerinin ol-ma-dığından bahsediyorum …

    Ahlak böyle bir şey mi ?

    Bebekken iyi ile kötü asındaki farkı bilen insanlar, ne oluyor da büyüdüklerinde “birbirinden farklı iyi kötü anlayışı, ahlak anlayışı” üretiyorlar ?
    mesele bu…

    “ Rum Suresi 30. ayette de geçtiği gibi, dinin vazettikleriyle ilgili olanı kabul etmeye hazır bir yapı var. Aslında bütün insanlar ortak bir fıtrata mensub.
    Fakat ayet-i kerimede de geçtiği üzere, insanların çoğu bundan habersizler.
    Doğuştan, bir ateistin içinde de bu var; fakat biz Allah’ın varlığına inandığımızda ancak ahlâkî unsurların rasyonel bir temeli olabilmekte.
    Bunun basitçe sebebi de şu; sırf insan zihninden çıkacak olan bir ahlâkî yasanın, Kant’ın düşündüğü gibi, akıldan çıkan bir ahlâkî yasanın bağlayıcılığı yoktur.
    İnsanın aklından çıkan bir şeyin bağlayıcılığı gözükmüyor..
    Ben toplumun görmediği yerlerde menfaatimi tatbik edebilirim pekala.
    Bundan da kötüsü, toplum kimi zaman kötü bir şey isterse, meselâ Sırp toplumunun önemli bir kısmının Srebrenitsa katliamını desteklemesinde olduğu gibi veya Ruanda’da katliamlarda olduğu gibi, o zaman ne yapacağız?

    Demek ki ahlâkî yasada öyle bir şeye ihtiyacımız var ki toplumu da bizi de aşkın, yasayı buyuran meşru bir otorite gerekiyor mantıkî olarak.
    O zaman da tabiî ki sorulması gereken soru şu, “ne oluyor da içimizde öyle bir yasa var ki, bu yasaya uymamızın rasyonel temeli olması için yasayı buyuracak ve buyurduğu zaman bağlayıcı olacak bir Güce ihtiyacımız var

    .” http://www.canertaslaman.com/2013/05/bilim-felsefe-ve-din-uzerine/

    4. “Afrikada müslüman olmadığı için diri diri yakılan insanların videoları var internette” demişsiniz.. sonra da “yukarıda yeniden yazdığım paragrafın sadece bir kısmını ele alıp o kısma cevap vermişsiniz diğer konulara değinme gereği duymamışsınız, nedeni nedir ?” demişsiniz…

    Kulaktan dolma bilgiler ile konuşuyorsunuz diyerek cevap vermiştim size aslında …

    Çünkü edindiğiniz bilgilerin “sağlamasını” yapmıyorsunuz?

    Kur’an-ı Kerim, böyle bir şeye izin veriyor mu diye araştırdınız mı? Hayır..

    Kur’an- Kerim mezhep savaşlarına izin veriyor mu diye araştırdınız mı? Hayır..

    Dinde zorlamanın olmadığını bilmiyorsanız ben size neyi anlatabilirim…

    Afrikadaki adamın hangi “siyasi” amaçla ne yaptığını ben nereden bileyim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.